Türkçe ve “Zenci”lik

Türkçe Olimpiyatları’nda Türkçe konuşan Afrikalı çocukları görünce, nicedir aklıma gelen ama buraya yazmaya fırsat bulamadığım bir kelimeyi hatırladım: Zenci.
“Zenci” kelimesinin kullanımı, ayrımcı söyleme dahil olduğu iddiasıyla kimi kesimler tarafından tenkit edilse de, bu henüz herkes tarafından bilinen ve kabul gören bir yaklaşım olamadı.
Peki gerçekten ayrımcı ve ırkçı bir kelime mi “zenci”?
Son zamanlarda olimpiyatlar sağolsun, siyah kardeşlerimizi normalden daha fazla görür olduk ama, biliyorsunuz Türkiye’nin kendi siyah nüfusu zaten var, lakin pek kalabalık değiller.
Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin bazı köylerinde (ve muhtemelen benim bilmediğim başka yerlerde de) yaşayan siyah vatandaşlar, kuvvetle muhtemel Osmanlı zamanında köle ticareti amacıyla Afrika’dan getirilen insanların torunları.
Türklerin ve Türkçe’nin (coğrafi sebeplerle) siyah insanlarla çok geç tanıştığını düşününce, “zenci” kelimesinin Türkçe olamayacağını da otomatik olarak anlamış oluyoruz.
Peki bu kelime Türkçe değilse necedir?
Bu soruyu sorduğumuz çoğu zaman olduğu gibi, yine Farsça’ya ulaşıyoruz. Farsça’ya ulaşınca da, aslında yazının merkezindeki soruya da ulaşmış oluyoruz:
Madem “zenci” denen insanlar Afrika’dan geldi, kelime nasıl Farsça’dan geliyor?
Yolculuk başlıyor.
Efendim, ilk durağımız, Afrika’nın Doğu kıyılarında bir ülke olan Tanzanya.
Tanzanya’nın en büyük şehirlerinden biri olan Zanzibar, (çok eski ve silik yerleşimleri saymazsak) ismini ve önemini İranlı denizcilere borçlu. İranlılar uzun süre bu şehri Doğu ve Afrika ile ticaret yapmak kullanmışlar. Hatta kentteki Fars eser ve etkilerini görmek hala mümkün.
Ve kolayca tahmin ettiğiniz gibi, şehrin ismi, yani “Zanzibar” ve “zenci” kelimeleri aynı kökten geliyor. Bu kök ise “zang”.
Yani (sıkı durun) “pas”. Evet bildiğiniz demir pası. “Paslanmak”taki pas.
Demek ki “zenci”, “paslı insan” demek. Peki madem kelime kökü “zang”, son hali neden “zangi” veya “zengi” değil de zenci”?
Çünkü Farsça’dan Arapça’ya geçen kelimelerin sonundaki ‘g’ harfi belli bir dönemde ‘c’ye dönüşüyor, bundan Türkçe de payını alıyor.
“Zanzibar” veya “Zangibar” ise kelime anlamı olarak “Zencilerin sahili” gibi bir anlama sahip. Ve şehrin köle ticareti konusunda oldukça acı bir tarihi var. Osmanlı’nın siyah kölelerinin, yani şimdiki Ege köylülerinin de oralardan gelmiş olması, hiç de uzak bir ihtimal değil.
Yani, İngilizce’de, Latince “siyah” kökünden gelen ve aşağılayıcı olduğu için kullanılmayan “negro” kelimesi bile, “paslı” manasına gelen “zenci” kelimesi yanında oldukça masum kalıyor.
Tuhaf bir detay daha var:
Bu zalim kelimeyi doğuran dilin Farsça olması da tam bir ironi… Çünkü, sırf başka bir dil konuşuyor diye Araplar tarafından kendisine “beceriksiz, barbar” manasına gelen “Acem” kelimesiyle hitap edilen İranlının, elin zavallı Afrikalısına “Paslı” demesi hoş olmamış…
Velhasıl, yolunuz Ege köylerindeki siyah hemşerilerimizin köylerinden birine düşerse, İranlı denizcileri, siyah oldukları için “paslı” denilen insanları, kölelik döneminin acısı içinde, torunları ise başka kıtalarda yaşatan Zanzibar’ı hatırlayın istedim.
Not:
Ha, şunu da söyleyeyim: Bazı İngilizce kaynakların Zanzibar’ın etimolojisini ‘Taş Şehir’ olarak açıkladığını görebilirsiniz, bu büyük ihtimalle yanlış. Büyük ihtimalle diyorum çünkü düşünüp taşınıp, yanılma payımı da saklı tutarak şu sonuca varabildim: Muhtemelen ‘Zang’, yani ‘pas’ kökünü ‘seng’, yani ‘taş’ kelimesine benzetmişler ve bu yüzden Zangibar kelimesinin aslen Sengibar olduğunu sanmışlar.







